Kalbi 'üfüren' çocuklar ihmale gelmez


Uzmanlara göre çocukların kalbinden "üfürüm" denilen sesler gelmesi hastalık habercisi olabilir.

Kimi zaman zararsız olsa da çocukların kalbindeki "üfürüm"lerin kalp, kapak ve damar hastalıkları hakkında ipuçları verdiğini bildiren uzmanlara göre moraran, nefes darlığı problemleri yaşayan, beslenme güçlüğü çeken, kilo alamayan ve sık akciğer enfeksiyonu geçiren çocukların bir uzmana gösterilmesinde yarar var.

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Klinik Şefi Prof. Dr. Selmin Karademir, çocukların kalbindeki "üfürüm"ler ile ilgili aileleri uyardı.

Üfürümlerin, kalp ve damarlar ile kanın damarlardaki hareketini düzenleyen yapılardaki değişikliklerin oluşturduğu girdap ya da devinimler sonucu oluşabildiğini, bunların vücut dışından özel aletlerle ya da aletsiz olarak çıplak kulakla da duyulabildiğini anlatan Karademir, "Üfürümler kalp, kapak ve damar hastalıkları hakkında değerli ipuçları verirler" dedi.

Kanın normalde damar içinde ve kalp boşluklarında düzenli aktığını, dolayısıyla burada bir türbülans oluşmadığını ifade eden Karademir, ancak bazı durumlarda bu düzenli akışın bozulduğunu, türbülans ve buna bağlı üfürümler meydana geldiğini söyledi.

Kanın ateş, kansızlık, guatr ve gebelik gibi nedenlerle normal akış hızından daha hızlı akması, dar bir bölgeden geçmesi ve kalbin delik olması halinde bu üfürümlerin duyulabileceğini bildiren Prof. Dr. Selmin Karademir, üç farklı türde üfürüm olabileceğini belirtti.

Organik üfürümlerin, kalp ve damarlarda organik bir olay sonucu oluşan patolojik üfürümler olduğunu, bunların kalpte delik, damar darlığı, kapak yetersizliği ve darlığı, kalp içindeki bağlantı ve damarlarda baloncuk bulunması halinde duyulduğunu anlatan Karademir, fonksiyonel ya da fizyolojik üfürümlerin ise kalp ve damarlarda hiç bir hastalık olmamasına karşın kalp dışı sistemlerdeki değişiklikler sonucu ortaya çıkabileceğini, kansızlık, zehirli guatr ve gebelik gibi kardiyak debinin arttığı durumların buna örnek olduğunu belirtti.

Masum üfürümlerin ise kalpte ya da kalp dışı sistemlerde herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen duyulabilen üfürümler olduğunu kaydeden Karademir, "Masum üfürümlere sağlıklı çocukların yüzde 30-40’ında rastlanır. Genellikle 2-7 yaş arası çocuklarda sıklıkla duyulur ancak diğer yaşlarda da görülebilir. Fizyolojik veya masum üfürümlerde ileri testlere, tedaviye ya da yaşamsal kısıtlamaya gerek yoktur. Sıklıkla ileri yıllarda kalp gelişimini tümüyle tamamladığında üfürüm de kaybolur" şeklinde konuştu.

"Geç kalmadan uzmana gösterilmeli"
Prof. Dr. Selmin Karademir, üfürümlerin, kalbin çalışmasının hangi safhasında duyulduğuna göre de çeşitlere ayrıldığını belirterek, kalbin kasılması sırasında oluşanların "sistolik", gevşeme esnasındakilerin "diyastolik", hem kasılma hem de gevşeme sırasındakilerin ise "Sürekli" üfürümler olarak adlandırıldığını söyledi.

Üfürümlerin kalp kasılma döngüsü içinde oluşanlarının, hafiften şiddetliye doğru birden altıya kadar derecelendirildiğini ifade eden Karademir, "Birinci derece olanlar son derece zor duyulan, altıncı derece olanlar çok yüksek şiddetli üfürümlerdir. Beşinci ve altıncı derece üfürümler aynı zamanda el ile de kedi mırıltısı şeklinde hissedilir. Ancak üfürümün şiddetinin fazlalığı her zaman kalpteki rahatsızlığın derecesiyle doğru orantılı değildir. Masum üfürümler çoğunlukla yüksek dereceli olmazlar" bilgisini verdi.

Kalbinde üfürüm duyulan çocukların mutlaka bir çocuk kalp doktoruna yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karademir, şunları söyledi: "Çocuk kalp doktoru, steteskop ile hastayı dinlediği zaman üfürümün masum mu yoksa organik mi olduğunu ayırır. Çekilen elektrokardiyografi, akciğer grafisi, kan testleri ve kalbin içini değerlendiren ve tüm merkezlerde bulunan renkli Doppler ekokardiyografi ile kesin tanıya ulaşılır. Üfürümü organik ya da patolojik olan çocuklara gereken durumlarda kalp kateterizasyonu ve anjiyo kardiyografi de uygulanır."

Prof. Dr. Selmin Karademir, moraran, nefes darlığı problemleri yaşayan, beslenme ve kilo alma güçlüğü çeken, beslenirken çok terleyen ve sık akciğer enfeksiyonu geçiren çocukların bir çocuk kalp merkezine yönlendirilmesinde yarar bulunduğunu sözlerine ekledi.
Devamını oku »

Yenidoğan bebekte kalpte üfürüm!


Bebeğinizin kalbinde 'üfürüm' varsa hemen telaşa kapılmayın, bir uzmandan destek alın..

Normal kalp sesleri olan “lup dup” seslerinin arasında duyulan uğultu veya fısıltı şeklindeki seslerdir. Anormal deliklerden veya daralan kapaklardan kanın geçmesiyle ortaya çıkarlar. Bazen kalpte delik veya damar hastalığı olmadığı halde üfürüm duyulabilir. Buna masum üfürüm denir. Masum üfürümlerde kalpten “lup dup” dışında üfleme sesleri de gelmekte ancak hastalık, delik vs bulunmamaktadır. Masum üfürümlerin bir kısmı ağır kansızlıktan kaynaklanırken bir kısmında kalp karıncıkları içinde embriyonsal önemsiz bir doku artığı ses nedeni olmaktadır. Birçok masum üfürümde ise neden bulunmamaktadır.

Belirtileri: Kalp üfürümlerinin belirtisi yoktur. Ancak üfürüme neden olan kalp hastalığı ağır ise buna ait çarpıntı, morarma, nefes darlığı belirtileri görülebilir.

Üfürüm sadece muayene sırasında doktor tarafından fark edilebilir. Eğer masum üfürüm dışında kalp hastalığı düşünülüyorsa EKG veya ekokardiyografi çekilmesi için çocuk kardiyologunun görmesi gerekir.

Masum üfürüm nedir?
Masum üfürüm kalpte herhangi bir bozukluk olmadan duyulan üfürümdür ve bazen 'fonksiyonel üfürüm' veya 'fizyolojik üfürüm' olarak da adlandırılır. Adından da anlaşılacağı gibi bu üfürümün duyulması tamamen normaldir ve bir kalp hastalığına bağlı değildir. Bütün çocuklarda belirli dönemlerde masum üfürüm duyulabilir.

Masum üfürüm neden oluşur?
Kanın, kalpte veya büyük damarlarda dolaşırken yaptığı türbulans (titreşim) sonucu oluşur.

Masum üfürümün kalbe zararı var mı?
Hayır

Masum üfürüm çocukları nasıl etkiler?
Masum üfürümün çocuklara hiçbir zararlı etkisi yoktur ve bu çocuklara kendilerinde kalp hastalığı olmadığı anlatılmalıdır.Çocuklar normal günlük aktivitelerini yapmalıdır.

Masum üfürüm düzeltilebilir mi?
Kalpte bozukluk olmadığından düzeltilecek bir şey de yoktur. Bazen üfürüm çocuk büyüdüğü zaman kaybolabilir, bazen de erişkin yaşa kadar devam edebilir. Üfürümün kaybolup kaybolmamasının hiçbir önemi yoktur.

Bebekhastanesi
Devamını oku »

Bu ayakkabıları giymenin zamanı yok


Her an ihtiyacınız olabilecek bu ayakkabılar her zaman elinizin altında olmalı.

Sürekli değişim içinde olan moda seneler içinde zamansız parçalarını da oluşturdu. Her zaman giyilebilen bu kıyafetler ve aksesuarlar hayatımızın ayrılmaz parçaları da oldu tabii. Eğer minyon bir kadınsanız, topuklu ayakkabı giymek sizin için olağan bir durum haline gelmiştir. Bazen acı çekilerek giyilen topukluların yerine hem şık, hem rahat, hem de yürümesi gayet kolay bir ayakkabı kurtarıcınız olabilir!

İşte en zamansız 4 ayakkabı:

Spor ayakkabı
Spor ayakkabılar son zamanların en trend ayakkabı modeli olabilir. Ancak onları trend olduğu için değil, spor-şık kombinlerde başrolü oynadığı ve bizlere sunduğu vazgeçilmez rahatlık için bu listeye ekliyoruz.

Babet
Topuklu ayakkabılara takıntılı olabilirsiniz fakat, dolabınızda bir çift babete yer açmanız akıllıca olabilir. Topuklardan yorulduğunuzda babetlerinizi "B planı" olarak giyebilir ya da hem şık, hem rahat olmak istediğiniz günlerde onları tercih edebilirsiniz.

Stiletto
Bir kadının gardırobunda "olmazsa olmaz" mertebesindeki modellerden biri stiletto ayakkabı... Özellikle günümüzde hem ofis hayatının hem de sokak modasının vazgeçilmezi olmuş bir parça. En azından kaliteli iki çift stiletto’yu gardırobunuza eklemeyi unutmayın.

Statement ayakkabı
İlgiyi kendine çeken, renkli, taşlarla süslü ya da desenli bir statement ayakkabıyı el altında bulundurmakta fayda var.
Devamını oku »

Bir haftada IQ'nuzu yüzde 40 artırın



Sadece bir haftada yüzde 40 daha zeki olmayı kim istemez ki. Bu programla IQ'nuzu yüzde 40 artırabilmeniz mümkün.

Artık beynimizin nasıl bir güce sahip olduğunu biliyoruz. Bu gücü kullanmakla ilgili onlarca öğreti ve bilimsel veri var elimizde. Şimdi sizinle beyin gücünüzü artırmaya yönelik basit bir program paylaşacağız.

Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nin Biyomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in 1 hafta süren programı BBC’de yayınlandı.

Programa katılan 100 kişinin IQ’larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

İşte bir haftalık program:

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığınız elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kapatarak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.
Devamını oku »

Tülin Şahin'den saç bakım tüyoları



Her zaman farklı tarz ve saç modelleriyle karşımıza çıkan Tülin Şahin, saç şekillendirme ve bakım sırlarını paylaşıyor.

Güzelliğiyle ve fit vücuduyla adından söz ettiren güzel manken Tülin Şahin saç bakım sırlarını verdi.

Kimi zaman kıvır kıvır saçlarla kimi zaman dümdüz saçlarla gördüğümüz Tülin Şahin saçlarına nasıl baktığını ve nasıl şekillendirdiğini anlattı.

İşte Tülin Şahin'den saç bakım önerileri...

Kıvırcık saçlarım
Öncelikle saçlarımın doğal hali kıvırcık. Kıvır kıvır ve kocaman, buklelerimi daha da belirgin hale getirmek istediğimde köpük ya da jel kullanıyorum.

• Ürünü sürmeden önce ıslak saçlarımı kere açma fırçası ile iyice fırçalıyorum.
• Dümdüz taradığım saçlarıma seçtiğim ürünü sürüyorum.
• Bir tarak ile saçlarımı tekrar tarıyorum. Bunun nedeni ürünün saçın belli yerlerinde birikmesini engellemek.
• Taradıktan sonra ellerim ile saçlarımı avuçluyorum ve dalgaları ortaya çıkarıyorum.
• Dışarıya çıkacaksam, bir vigo ile kurutuyorum çıkmayacaksam doğal haline bırakıyorum, öyle kuruyor.
• Saçlarımın kıvırcık halini tercih ettiğimde üzerinde, 'kıvırcık saçlara özel' yazan şampuanları tercih ediyorum.

İri dalgalı saçlarım
• İri dalgalı bir model tercih ettiğimde önceliğim yapılı durmaması oluyor.
• Yıkanmış saçlarıma öncelikle, ısıdan koruyucu ürün sürüyorum.
• Kafamı öne atarak iyice kurutuyorum.
• Orta büyüklükteki bir fırça ile saçlarıma iri dalgalar veriyorum.
• Wax, serum veya gloss, o gün canım hangi ürünü sürmek istiyorsa onu sürüp saçlarımı iyice karıştırıyorum. İri dalgalı bir fön çekildiğinde siz de kafanızı öne atın ve saçlarınıza şekillendirici ürünü avuçlayarak sürün.
• Dalgalı fön çekildiği zaman, ürünü saçlarınızı düzelterek veya çekerek sürmeyin yoksa hacmini ve şeklini kaybedersiniz.
• Ayrıca bu saç modelini tercih ettiğim zaman saçlarımın hacmini koruyacak şampuanlar tercih ediyorum. Siz de volümlü saçlar istediğinizde üzerinde, 'hacim', 'volüm' gibi kelimeler yazan şampuanları tercih edin.

Düz fönlü saçlarım
Bazı günler o kocaman saçlarım beni yoruyor! İste o zaman canım hemen dümdüz fön istiyor. Pürüzsüz jilet gibi kaygan dümdüz fönlü saçlar istediğimde ne yapıyorum?

• Saçlarımı öncellikle bol nem veren şampuan ile yıkıyorum. Aynı şekilde çok yoğun olan bir krem veya bakım sürüyorum. Çünkü saçlarımız çok kuru ise, düz fön güzel, sağlıklı ve ışıl ışıl durmaz. Siz de benim gibi kuru saçlara sahipseniz, düz fön çektirmek istediğinizde saçlarınıza yoğun bir nem kürü yapın.
• Islak saçlarıma düz ve pürüzsüz bir görünüm verecek, bir ürün sürüyorum. Bu tip bir ürün fönün daha başarılı ve kalıcı olmasını sağlar. Bu ürünün üzerine yine ısıdan koruyacak bir ürün sürdükten sonra fön işlemi başlıyor.
• Düz fön çektireceğim zaman saçlarımı fönden önce hafif kurutuyorum, iri dalgalıdaki gibi tamamen değil. Düz saçlar istediğimde fönüm en büyük boy, metal uçlu fırça ile çekiliyor. Çünkü metal fırça saçların daha parlak görünmesini sağlıyor. Bazı günler saç düzleştirici kullandığım da oluyor. Evde, seyahatlerimde mutlaka kendi saç düzleştiricim vardır, inanılmaz pratik.

Fönüm bittikten sonra saçımın geneline parlatıcı bir ürün sürüyorum.

Öneri: Zaten saçlarım hacimli değil, düz fön çektirince iyice yapışıyor diyorsanız işte size sırrı: Saç diplerinize köpük sıkın. Fönün ardından diplerinize krepe attırıp, krepelerin üzerine saç spreyi sıktırın ve hemen fön ile spreyi kurutun. Tüm bunlar diplerinize uzun süre hacim verecek işlemlerdir.Uzunlu / kısalı kâküllü saçlarım
Saçlarımda radikal değişiklikler yapmıyorum biliyorsunuz ama ufak bir değişiklik yapmak istediğimde uzunlu-kısalı kâküllü bir model tercih ediyorum. Kâküllerim, istediğim tarafa atarak kullanabileceğim şekilde kesiliyor.
Devamını oku »

Ağız kokusu psikolojik kaynaklı olabilir



Çoğunlukla bireysel yöntemlerle çözüm bulunamayan, hatta kişinin kendisini de rahatsız eden ağız kokusu, psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabilir.

İş ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen ağız kokusu, kötü ağız hijyeninin kaçınılmaz bir sonucudur. Memorial Suadiye Tıp Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dt. Aslı Tapan, ağız kokusu ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Yoğun stres ağızda kötü kokuya neden olabilir
“Halitozis” denilen ağız kokusu, ağızda bulunan bakterilerin “hidrojen sülfür” içerikli ürünlerinden ortaya çıkmaktadır.  Ağız kokusu fizyolojik, patolojik ve psikolojik olmak üzere üç nedenden kaynaklanmaktadır. Stres altındaki bireylerde, tükürük akımındaki azalmayla beraber dolaylı olarak halitozis ortaya çıkabilmektedir. Stres, vücut sağlığını etkilediği gibi ağız ve diş sağlığını da olumsuz etkileyebilmektedir.

Bazı hastalar ağız kokusunu sadece kendileri hissedip rahatsız olur ve bu da hayatlarını olumsuz yönde etkiler. Bu durum “hayali halitozis” olarak adlandırılır. Hasta ve diş hekimi arasında iyi iletişim kurulmasıyla hastanın ağız kokusu ve diğer insanların algıları ile ilgili endişeleri azalacak, kokuya yönelik uygulanacak tedavi metotlarıyla hasta rahatlayacaktır.

Yanlış beslenme bakterileri besler
Kötü ağız hijyenine sahip kimselerde ise bakteri sayısı artmaktadır. Beslenme şeklinin de etkili olduğu fizyolojik tipteki ağız kokusunda, yüksek protein içerikli; kırmızı et, balık, peynir ve süt ürünleri gibi gıdalarla bakterilerin etkileşmeleri sonucunda oluşmaktadır. Ayrıca soğan, sarımsak, turp gibi koku veren yiyecekler de ağız kokusuna yol açan sülfür içermelerinden dolayı nefes kokmasına yol açmaktadır. Yine alkol, kahve ve sigara kullanımı da ağız kokusuna yol açabilmektedir.

Ağız kokusuna çeşitli hastalıklar da neden olabilir
Patolojik tipteki ağız kokusu; genellikle ağız-yutak hastalıkları ve çeşitli sistemik hastalıklarla ortaya çıkmaktadır. Kronik bademcik iltihapları, ağız içinde meydana gelen mantar hastalıkları ve ağızda yara yapan hastalıkların seyrinde de ağız kokusu meydana gelebilmektedir. Ağız kuruluğuna sebep olan tükürük bezi hastalıkları, şeker hastalığı, hepatitler, vitamin eksiklileri, menopoz, duygusal gerilim ve ilaçlar; azalmış tükürük akımına yol açarak, ağzın kendi kendini temizleme mekanizmasının ortadan kalkmasına sebep olmakta ve ağız kokusuna yol açmaktadır.

Dilin doğru temizlenmesi çok önemli
Ağız kokusu temel olarak ağız boşluğunun hijyeni ve diş-dişeti sağlık durumu ile alakalıdır. Kokuya gıda artıkları, ağız mukozasından dökülen hücreler, tükürük ve ağızda toplanan lökositlerin artıkları yol açmaktadır. Ağız kaynaklı ağız kokusu; çoğunlukla dişeti hastalıkları, diş çürüğü, ağızdaki eski dolgu ve kaplamaların altındaki çürüklerden kaynaklanmaktadır.  Ayrıca dilin arka tarafı eğer tükürük tarafından tam olarak temizlenemiyorsa buradaki ufak buruşukluklar arasında da rahatça bakteriler yerleşebilmekte ve bu da ağız kokusuna yol açabilmektedir. Burun ve sinüs kaynaklı ağız kokuları da meydana gelmektedir. Burunda, ya da ağız-yutakta mevcut yabancı cisimlerin varlığı iltihaplanmaya yol açarak nefeste de kötü kokuya sebep olabilmektedir.

Kokunun kaynağı iyi araştırılmalı
Ağız kokusu tedavisi için kokunun kaynağı bulunmalıdır. Ağız kokusunu engellemek için bunlara dikkat edilmelidir:

 - Tam bir ağız muayenesi yaptırılmalıdır. Koku testleri ile uçucu sülfür gazları ve halitozis hastalığının boyutları tespit edilir. Diş, diş eti problemleriyle diğer patolojik nedenlerin tedavisi yapılmalıdır.
- Ağız enfeksiyonları yok edilmeli; gömülü ve sorunlu dişler çekilmelidir.
- Ağız hijyenine özen gösterilmelidir. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. Ağız enfeksiyonları tedavi edildikten sonra gargaralar ve diş macunları da yardımcı olabilir.
- Ağız kuruluğunu önlemek için gün boyu su içilmelidir.
- Tükürük salgısını hareketlendirilmelidir. Bakteri oluşumunu önlemek için ağzın oksijenlenmesine yardımcı olur. Şekersiz sakız çiğnemek bunun en kolay yoludur. Mentollü pastillere dikkat edilmelidir. Kokuyu giderir gibi görünse de kuruluğa neden olmaktadır.
- Su içeriği bol olan sebze (domates, kereviz, pırasa) ve meyveler tüketilmelidir. Yiyeceklerin üzerine maydanoz doğranması kokuyu engelleyecektir.
- Eczanelerde satılan maydanoz yağı bazlı kapsüllerden kullanılabilir.
- Sarımsak, soğan ve baharattan kaçınılmalıdır ya da bu gıdalar pişirerek tüketilmelidir.
- Alkol ve sigara mutlaka bırakılmalıdır.
Devamını oku »

Aşk katili 5 cümle



Onu seviyorsanız ve ilişkinizin bitmesini istemiyorsanız bu cümlelerden uzak durun. Aşkınızın katili olmayın.

İlişkinizde bazı söz ve tavırlar, siz farkında olmadan aşkınızın katili olup ilişkinizin bitmesine sebep oluşturabilir.

İşte size, ilişkinizi kurtaracak birkaç ipucu...

Eleştiri bombası
"Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun, beceriksizin tekisin. Beni üzmekten zevk mi alıyorsun?" gibi cümleler, kırıcı eleştirilerden başka bir şey değildir. Oysa "Beni çok üzdün, hayal kırıklığı yaşadım." gibi bir ifade, duygusal bir mesaj vereceği için ilişkinize olumlu yansıyacaktır.

Damga cümleleri
"Hiç değişmiyorsun. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?" gibi ifadeler, sevgilinizi damgalayan cümlelerdir. Olaya mantıksal açıdan yaklaşırsak, mademki o söylediğiniz gibi yıllardır değişmiyor ve hep aynı, peki sizin durumunuz ne? Yani siz ne kadar değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle başlarsanız, aşkınızın zarar görmesini de engellemiş olursunuz.

Hep onu suçlamak
İlişkinizin yükünü sadece karşı tarafa yüklemek, onu gergin ve öfkeli yapabilir. Bu yüzden işleri ortaklaşa çözümlemeye gayret etmelisiniz. Olaylara verdiğiniz tepkilerde "Sen beni zorluyorsun, bu yüzden öfkeleniyorum" demek yerine "Seninle ilişkimde zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum" tarzında cümleler kurarsanız, sorumluluğu da paylaşmış olursunuz.

Haklılık sorunu
İşte ilişkinizi sonlandırabilecek en acımasız cellat! Kendini hep haklı görüp, karşısındaki insanı daima haksız duruma düşürmek, çiftleri yıpratan en travmatik sonlardan biridir. Her sorunda mutlaka birden fazla haklı ve birden fazla haksız taraf vardır. Sorun ne olursa olsun, önce "Ben nerede hata yapıyorum?" diye düşünmeniz gerekir.

Terapist havaları
Bir ilişkiyi uçurumdan aşağıya sürükleyebilecek en yanlış yaklaşımlardan birisi bilir kişi tavrıdır. Ne kadar tecrübeli olursanız olun, ilişkinize terapist edası ile yaklaşmayın. Siz ne kadar tecrübeleriniz ışığında bu ilişkiye bir yön vermeye çalışırsanız, sevgilinizin tepkisiyle o kadar karşı karşıya kalacağınızı bilmeniz gerekir.
Devamını oku »

Hayatı güzelleştiren 7 püf nokta



Hayatı şu an olduğundan daha iyi bir hale getirmek, daha mutlu, güler yüzlü ve pozitif bir insan olmak için bu püf noktaları uygulayın...

Son zamanlarda yüzünüzün hep asık olduğunu mu fark ettiniz. Mutlu olmak için kendinize bir yol mu arıyorsunuz?

İşte hayatınızda farklılık yaratmak ve daha pozitif, daha mutlu olmak için yararlı ipuçları...

1. Öncelikle bedeninizi tanıyın ve ona ilgi gösterin. Spor ve yoga gibi aktivitelerle gün içerisinde bedeninizi desteklerken, beslenme alışkanlığınızı sizi zinde tutacak ve yararlı ve gerekli besinler çerçevesinde değiştirin. Unutmayın bedeninizin varlığını hissetmeniz ve onunla içsel bir bağ kurmanız sizi ve yaşamınızı etkileyecektir.

2. Kendinizi tanıyın. Özelliklerinizi, kötü ve iyi taraflarınızı bilin. Benliğinizi tam olarak kendinizi tanıdığınız zaman sevebilirsiniz. Kendinize dair gerçekleri olduğu gibi kabul ederek içsel bir huzura kavuşabilir ve mutlu yaşam sürdürebilirsiniz.

3. Ama’ları ve keşke’leri hayatınızdan çıkarın. Hayat sürekli devam eden bir süreçtir. Geçmişe dönmek, geçmiş yaşantınızdan ders çıkarmak gerektiği durumlarda ne kadar faydalıda olsa “ama” ve “keşke”lerle üzerinizde baskı oluşturmayın ve ileriye dönük yaşayın.

4. Annenizle daha çok zaman geçirmeye çalışın. Unutmayın kadınlar güçlerini annelerinden alırlar ve hayata içlerinde barındırdıkları bu güçle atılırlar. Annenizin size katabileceklerini büyük bir şükran duygusu ile kabul edin.

5. Yakın arkadaşlarınızla bol bol vakit geçirin. Bir kadın olarak en iyi desteği yine sizi tanıyan, bilen bir kadından alabilirsiniz. Kadınlar olaylara benzer duygularla yaklaşır ve empati kurma özellikleri kuvvetlidir, böylece kendinizi güvende hissedebilir, yalnızlık duygusundan kurtulabilirsiniz. Bu nedenle kadın arkadaşlarınızla görüşmeye, onlarla zaman geçirmeye önem verin.

6. Sevdiklerinizden destek alın. Dostlarınızdan, ailenizden, hayat arkadaşınızdan destek istemekten çekinmeyin. İhtiyaçlarınızı açık bir dille ifade edin ve bunu yaparken çekinmeyin. Unutmayın, hayat arkadaşından veya ailesinden gerekli desteği alabilen bir kadın, hayatın getirdiği zorlukları daha sağlıklı ve kolay bir biçimde atlatabilir ve yaşam mücadelesine devam edebilir.

7. Sevgiye ve sevmeye odaklanın. Öncelik olarak sevilmeyi değil sevmeyi kabullenin. İşe önce kendinizi sevmekle başlayın. Eğer kendinizi olduğunuz gibi sevebilirseniz, hayatınıza giren diğer insanları da sevebilirsiniz. İnsanları yargılamayın ve sizin gibi olmalarını beklemeden kabul edin ve sevin.
Devamını oku »

Fırında peynirli kabak tarifi


4 kişilik sağlık kokan bir tarif.

Malzemeler
4 adet büyük boy kabak
150 gram yağlı beyaz peynir
1 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı yoğurt
Yarım demet maydanoz
1 adet yumurta
1 çay kaşığı sumak
1 çorba kaşığı un
1 su bardağı süt
Tuz
Karabiber

Yapılışı
Kabakları yıkayıp uçlarını kesin. Kabuklarını soymadan, dikey olarak ortadan ikiye bölün ve içlerini çıkartın. Diri kalacak şekilde haşlayın (ya da buharda pişirin). Peyniri çatalla iyice ezin. Yarım çay bardağı zeytinyağı, yoğurt, ince kıyılmış maydanoz, yumurta ve sumakla iyice karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı, kabakların içerisine doldurup yağlanmış bir fırın tepsisine dizin. Unu, yarım çay bardağı zeytinyağı ile kavurun. Kısık ateşte karıştırmaya devam ederek, sütü una ekleyin. Tuz ve karabiberi de ekleyerek karıştırmaya devam edin. Kıvam tutuncaya dek karıştırarak pişirin. Elde ettiğiniz karışımı kabakların üzerine dökün. Tepsiyi, önceden 200 derecede ısıtılmış bir fırına koyun ve kabakların üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Sıcak servis yapın.

Afiyet olsun.
Devamını oku »