Rüzgar evi (Feng fu) yöntemi buz tedavisiyle tazelenin!

Enerji ile dolmak için bir buz küpünün size yardımcı olabileceğini biliyor musunuz? Resimde gösterilen boyunla kafanın birleştiği noktaya koyacağınız bir buz küpü bunu sağlıyor. Bu teknik Çin akupunkturuyla bağlantılı, buz küpünü yerleştirdiğiniz noktanın adı Feng Fu ve anlamı “rüzgar evi”.

Sadece buz küpünü resimde gösterilen Feng Fu noktasında 20 dakika tutun. Doğal olarak başlangıçta biraz donacaksınız ancak otuz kırk saniye sonra sıcaklığı hissetmeye başlayacaksınız.

Bunu her gün yaptığınız takdirde zindelikle dolduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü buz küpü endorfin hormonunun kanınıza salgılanmasını sağlayacak. Bununla beraber bu tekniğin birçok başka yararı olduğu da söyleniyor.

Örnek olarak;
• Uyku düzeni,
• Daha iyi sindirme,
• Gripe karşı direnç,
• Daha az eklem, diş ve baş ağrısı,
• Daha iyi nefes alma ve daha iyi kardiovasküler sistem,
• Nörolojik rahatsızlıkların tedavisi ve omurgasal sorunlar,
• Cinsel yolla bulaşan ve bağırsak hastalıkları,
• Tiroid bezi sıkıntıları,
• Hipo ve hiper tansiyon ve artrit,
• Astım,
• Besinsizlik ve obezlik,
• Selülit,
• Cinsel soğukluk, iktidarsızlık, adet dönemi rahatsızlıkları,
• Uykusuzluk, kronik yorgunluk, depresyon, stres ve psiko-duygusal rahatsızlıkların yönetimi.

Bu metod söylenildiğine göre vücudun dengesini bulmasını sağlıyor, yani teknik olarak bir ilaç değil ancak tazeleme yöntemi. Sadece şizofreni, epilepsi (sara) hastaları, ve hamilelik döneminde tavsiye edilmiyor.

Cilde iyi gelen bitkilerle cilt bakımınızı yapın

Cildiniz için hangi bitkilerin iyi geldiğini bilmek, size sağlıklı bir cilt için büyük avantajlar sağlar. İnsanoğlu tarih boyunca değişik şekillerde cilt bakımı yapmış ve erken yaşlanmanın önüne geçmeye çalışmıştır.

Hangi bitkiler cilde iyi gelir?
Bitkilerin şifa verme özellikleri olduğu gibi bazı kişilerde alerjiye de sebebiyet verebilir. Bu yüzden öncelikle bir cilt doktoruna görünüp ardından bu bitkileri kullanmak gerekir.

Papatya.
Yaşlanma etkileri ile savaşan bir diğer önemli bitkide papatyadır.
Cilt sorunlarından; egzama, kaşıntı, döküntü ve alerji gibi problemleri oldukça başarılı bir bitkidir.
Kozmetik üretenlerin tonik kullanımında cildi iyileştirme özelliğini tercih ederler.
Bazı kişilerde çok nadir alerji riski oluştursa da cilde zarar vermeyen nadide bitkilerdendir.
Papatya maskeleri konumuzda yer alan tariflerden ihtiyacınıza göre dilediğinizi yapabilirsiniz.

Biberiye
Cilt için faydalı olan biberiye en çok cildi sıkılaştırması ile tercih edilir.
Ciltteki şişlikleri azaltan ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlayan bir bitkidir.
Hızlı kan dolaşımı sayesinde cildin melanin dengesi düzenlenerek cilt tonu eşitlenir.
Biberiye bitkisi dezenfektan özelliğine sahip olduğundan ciltte oluşan sivilce ve siyah noktaların giderilmesini sağlar.
Biberiye yağını epilepsi, ateş ve önemli sağlık sorunlarınız bulunuyorsa kullanmayınız.
Biberiye yağı maskeleri ve biberiyeli sivilce maskesi konularında yer alan tarifleri deneyebilirsiniz.

Ekinezya
Özellikle soğuk kış günlerinde tavsiye edilen bir bitkidir.
Ekinezya bitkisi ciltte oluşan sivilce ve akne oluşumlarını azaltmak için kullanılır.
Bazı kişilerde alerjiye yol açsa da genellikle zararsız bir bitkidir.
Ekinezyanın faydaları ve çay tarifi konumuzda bakabilirsiniz.

Lavanta
Masaj salonlarında aromaterapi için kullanılan bir bitkidir.
Ciltte oluşan yanık, yara ve tahrişleri iyileştirme özelliğine sahiptir.
Cilde uygulandığında yumuşamasını sağlar ve cildin kurumasını önler.
İltihapların kurumasını sağlayan lavanta iyi bir antiseptiktir.
Lavanta maskesi tarifini gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Adaçayı
Adaçayı buhar olarak cilde uygulandığında gözeneklerin açılmasını sağlar.
Aynı zamanda demlenen ada çayından cilde tonik olarak sürüldüğünde akne oluşumunu engeller.

Sarı Kantaron
Cilt için faydalı en iyi bitkilerdendir.
Ciltteki yaraların ve lekelerin hızla düzelmesini sağlar.
Ciltte oluşan yaraları iyileştirirken cilt hücrelerini yeniler.
Cilt sarı kantaron bitkisi sayesinde daha kadifemsi bir görünüme kavuşur.

Ginseng
Ginseng bitkisi cildin canlanmasına ve gençleşmesine yardımcı olan bir bitkidir.
Kan dolaşımını güçlendirdiği için sinir sistemlerine de iyi gelir.
Cilt bakımında kullanılan ginseng ekstratı serbest radikallerle savaşır ve antioksidan açısından zengindir.
Kozmetik üretenler birçok bakım ürünlerinde ginseng bitkisini ana madde olarak ürünlerinde kullanırlar.
30 yaş altında olan bayanların kullanılması tavsiye edilmeyen ginseng bitkisi hassas ciltlere de önerilmez.

Sivilceler ne zaman ve neden artar?

Özellikle ergenlik döneminde görülen sivilcelere neden olan faktörler ve sivilce oluşumunu önlemek için yapmanız gerekenler...

Dermatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Oltulu, “Akne (sivilce); özellikle ergenlik döneminde görülen, yağ bezlerinin fazla çalışmasıyla ve yağ bezlerinin deriye açılma kanallarının tıkanmasıyla ortaya çıkan, en sık yüz, göğüs, sırt ve omuzlarda yerleşen kronik bir deri hastalığıdır” dedi.

Dr. Yüksel Oltulu, “Akneye yağ bezlerindeki sorunlar dışında derideki bakteri sayısındaki artış ve derinin kalınlaşması da yol açmaktadır. Ayrıca genetik, hormonlar, terleme, ultraviyole ve uygun olmayan temizleme, nemlendirme, makyaj da akneyi artıran nedenlerdendir. Stres ve endişe de sivilceyi artırmaktadır. Stresli bir dönem genelde öğrenciler için sınav dönemleridir. Bu dönemde sivilceler artar. Ayrıca bu dönemde sivilce ile oynama eğilimi artar. Sivilceyi sıkmak, durumu daha da kötüleştirir. Hem cilde zarar verilir hem de sivilcelerin artmasına neden olur. Sıkıldıktan sonra deride iz kalabilir ve iyileşme gecikir” diye konuştu.

Cilt düzenli yıkanmalı
Cildin, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa, cildi fazla tahriş etmeden düzenli olarak yıkanması gerektiğini belirten Dr. Yüksel Oltulu, “Böylece gözenekleri tıkayan kirden kurtulmak amaçlanır. Toplumda yaygın olanın aksine, beslenmenin sivilce oluşumunda doğrudan bir etkisi olduğu kanıtlanamamıştır. Fakat meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek faydalıdır. Çünkü bunların cilt dostu olduğu bilinmektedir. Ayrıca düzenli uyku, hormonların aktivitesini düzelttiğinden her gece en az 7 saat uyumak çok önemlidir. Sivilce tedavi edilmezse veya sivilce ile oynanıp, sıkılırsa iz bırakma eğilimi artar” şeklinde konuştu.

Uzm. Dr. Yüksel Oltulu şöyle konuştu:

“Bilinmesi gereken sivilcenin uzun süren bir hastalık olduğudur. Tedaviye geç yanıt veren bir cilt hastalığıdır. Düzenli ve sabırlı bir tedavi uygulanır. Bunun için bir cildiye uzmanına başvurmanız gerekir. Sivilce tedavisinde çok sayıda kullanılan ilaç vardır. Cildiniz ve sivilceniz için en uygun olanı, doktorunuz tarafından belirlenecektir. Yoğun sivilceli bir hastaya antibiyotik tedavisi uygulanır. 2-3 ay süren bir tedavi gerekir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, sivilcenin türü ve şiddeti, ilaç tedavisinde göz önünde tutulacak faktörlerdir.”

Sivilceler için yulaf maskesi

Sivilcelerinizden kurtulup daha pürüzsüz ve yenilenmiş bir cilde kavuşmak istiyorsanız evinizde kolayca hazırlayabileceğiniz yulaf maskesini uygulayabilirsiniz.

Yulaf maskesi sivilcelere neden olan yağı azaltır ve ölü cilt hücrelerini temizler. Sadece toz haline getirdiğiniz yulaf ezmesi ve suyla hazırlayabileceğiniz maskenin etkisi arttırmak için limon, yumurta akı gibi malzemeleri de ekleyebilirsiniz.

Dermatoloji Uzmanı Dr.Şerafettin Saraçoğlu, cildinizin iyi görünmesi için "Cildinizi parlatacak, deri türünüze özel bakım ile daha canlı, parlak bir cilt elde edebilirsiniz. Yulaf proteinleri, cildinizde koruyucu bir katman oluşturarak cildinizin kurumasını ve çabuk su kaybetmesini önlemeye yardımcı olur. Böylece kuruma problemlerinde zamanla azalma görülür.

Bununla birlikte cilt tonunu iyileştirmede ve cilde parlaklık kazandırmada faydalı bir besindir. Benzer amaçlarla kullanılan güzellik maskelerinin olmazsa olmazlarındandır. Aynı zamanda ciltteki lekeli bölgelere daha yumuşak bir görünüm kazandırmada yardımcıdır. Bunun için yapmanız gereken; eşit miktarda yulaf ve yumurta sarısını karıştırıp içine bir çay kaşığı bal ekleyip temizlenmiş cilde uygulamanız. 20 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayıp kurulayın. Cildinizin yumuşadığını, dinginleştiğini hemen hissedeceksiniz.

Bunun yanı sıra, kahve ve çay tüketiminizi azaltın, bol su ve meyve tüketin. Bu sayede deriniz daha fazla nemlenecek ve daha canlı görünecektir. Daha da güzel bir görünüme sahip olmak için bir dudak dolgusu ile daha çekici dudaklara da sahip olabilirsiniz. İyi bir manikür, pedikür ise gerek ellerin gerekse ayakların daha yumuşak, alımlı görünmesine yardımcı olur." dedi.

Sıkı bir cilt için nar maskesi

Çeşitli nedenlerden dolayı cildinizin gevşediğini ve sarktığını hissediyorsanız, bu maskeyle hayallerinizdeki gibi sıkı bir cilde kavuşabileceksiniz.

Değişen hava koşulları, stres, yaşlanma, aniden büyük oranda kilo kaybetme gibi birçok nedenden dolayı cildiniz gevşeyebilir ve bu gevşemeye bağlı olarak (özellikle yüz bölgenizde) sarkma gerçekleşebilir.

Eğer siz de çeşitli nedenlerden ötürü cildinizin sarktığını hissediyorsanız, üzülmeyin. Sıkılaştırıcı etkiye sahip bu maskeyle gergin bir cilde sahip olabileceksiniz.

Malzemeler:
1 tatlı kaşığı yaş maya
1 çay kaşığı nar suyu
3 damla nar çekirdeği yağı

Nasıl yapılır?
Tüm malzemeleri bir kabın içerisinde karıştırın. Bu karışımı temiz cildinize masaj yaparak sürün ve bir süre bekletin.

Bu formülü haftada 3 kez cildinize uygulayabilirsiniz.

İnce telli saçlar için ısırgan otu

Çok ince telli saçlara sahipseniz saçlarınızın güçlenmesini sağlayacak ısırgan otu formülünü deneyebilirsiniz.

Saçları ince telli olan kişilerin en büyük sorunu saçlarının çabuk kırılmasıdır. Bu nedenden dolayı da saçların uzaması zorlaşır.

Sürekli bakım isteyen ince telli saçlar için Bitki Bilim ve Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, özel bir formül öneriyor...

Saçlarınız ısırgan otuyla güçlensin
1 kahve fincanı Hint yağını saç diplerinize sürün. Başınızı nemli sıcak havluyla sarın. Yarım saat beklettikten sonra saçlarınızı yıkayın. Isırgan otunu çay gibi demleyip son durulama suyunuza ekleyin.

Sübye şerbeti nedir?

Farklı kültürler arasından geldiği bilinen ve ana maddesi kavun çekirdeği olan Sübye Şerbeti, ilk olarak karşımıza 13. yüzyılda yazılmış bir Arapça yemek kitabında”Subiyya Yamaniyya’‘ adıyla çıkmaktadır. Pepitada, subiyya, subiye olarak da bilinir. Meksikada da Horchata isimiyle tanınan şerbet tahmin edildiği üzere tatlı ve serinlik veren bir içecektir. Bu nedenle genellikle sıcak yaz günlerinde içilmesi tercih sebebidir.

Ansiklopedik tanıma göre ise ”Ezilmiş badem, kavun veya hıyar çekirdeğinden yapılan tatlı bir içecektir.”

Osmanlılar döneminde 1492 yılında İspanya’dan kaçan Yahudilerce, yani Musevi topluluğu olan ”Seferatlar” tarafından İzmir Tire’ye getirildiği söylenmektedir. Renginin beyaz olmasıyla süt yada ayrana benzetilen şerbet, İzmirli Musevilerin oruç bozacakları zaman içtikleri törensel bir içecektir. Bunun yanı sıra Rumlar tarafından da üretimi yapılmıştır. Türkiye’de daha çok Bergama, İzmir ve Milas’ta görülür.

500 yıllık geçmişe sahip olduğu rivayet edilen Sübye Şerbeti‘nin hazırlanması oldukça zahmetlidir. Bir yıl boyunca bekletilerek kurumaya bırakılan kavun çekirdekleri tahtadan yapılmış havanda uzun süre dövülür ve çekirdeğin kabukları tek tek ayıklanır. Macun kıvamı alan kavun çekirdeği ve şeker karışımı yumuşak bir beze sarılarak suyun içinde bir gece boyunca bırakılarak hazır hale getirilir. Ayrıca içerisine katılan bir miktar gülsuyu ile hoş bir kokuya sahip olması sağlanır.

Kavun çekirdekleri çok sayıda plazma proteini, A vitamini ve potasyum minerali içerdiğinden şerbet tam bir şifa kaynağıdır. Ayrıca soğuk olarak tüketilmesi gereken sübyenin sindirim sistemi için dengeleyeci ve yoğun bir antioksidan deposu olduğu bilinmektedir.

Çabuk bozulduğu için hazırlandıktan sonra iki gün içinde tüketilmelidir.

Lakerda nedir?

Lakerda, makbulu Torik olan balık etinin uzunca bir süre saklanabilmesi için çeşitli işlemlerden geçirilerek sofraya sunulan halidir. Palamut balığının 55-65 cm’ye ulaşanlarına Torik ismi verilir. Bu yüzden Palamut iyice yağlanıp da büyüdüğü zaman palamuttan da (Kasım, Aralık, Ocak) lakerda yapımı tercih edilir.

Ayrıca pulsuz balıkların hepsinden benzer yöntemle lakerda yapılabilir. Palamut, Torik, Kılıç Balığı v.b.

Doğru balık seçiminden sonra Lakerda‘nın lezzetinin ve başarısının sırrı, dikkatli bir şekilde temizlenmesinden geçer. Sinirden ve kandan iyice ayrıştırılması, defalarca yıkanması, iliklerinin ve tüm pıhtılarının temizlenmesi gerekir.

İkinci aşama ise balığı tuzla kimyasal bir tepkimeye sokarak pişirmektir. Bunun için sofra tuzu yerine, iri parçalı kaya tuzu kullanılır. Lakerda yapmanın çeşitli yöntemleri vardır. Balık parçaları kavanozda takoz şekilde (yuvarlak) salamura yapılabileceği gibi, fileto olarak çıkarılıp içi tuzlanıp yağlı kağıt, havlu v.b. malzemelere sarılıp bekletilerek de yapılabilir. Lakerda olacak balık etlerinin tuzda pişme süresi yaklaşık 15-20 gündür. Bu süre sonunda derisinden ve kemiklerinden ayıklanarak löp et olarak önce üzerindeki fazla tuzu bırakması için soğuk suda 2-3 saat bekletilir ve sonrasında üzerine zeytinyağı dökülerek servis edilir.

Bu şekilde 2-3 günde tüketilmezse tuzlu salamura suda 1 aya yakın turşu gibi saklanabilir.

Oldukça klas bir rakı mezesidir.

Balığın bu şekilde işlenmesi her ne kadar Grek orijinli gibi düşünülse de aslında etimolojik olarak bakıldığı zaman İspanyolca “La Kerrida” kelimesinden gelmektedir. “La Kerrida” istenince olan şey manasındadır ve Türkler bu şekilde balık saklamayı İspanyol musevilerden öğrenmiştir.

Bakınız “La Kerrida” kelimesinin çıktığı yerin hikayesi de şöyledir;

“Behmuaras İspanya’ nın Malaga kentinde yaşayan fakir bir balıkçıdır. Ailesini geçindirmek için yapabileceği başka bir iş yoktur. 1326 yılında, Musevilerce kutsal atfedildiği için çalışmanın yasak olduğu bir Şubat ayı ve cumartesi günü balığa çıkar. Küçük oğlu için onun çok sevdiği ton balıklarından avlamak istemektedir. Karısının itirazlarını bir türlü dinlemez. Bu olaydan sonra aylarca balık için açıldığı denizden eli boş dönünce hata yaptığını anlar.

Af diler, yeniden ağlarının balıkla dolması için dua eder. Duası kabul olunan Behmuaras sonraki aylarda ağlarına takılan ve oğlunun çok sevdiği ton balıkları ile döner. Kutsal saydığı aylarda ava çıkamayacağı için, tuttuğu balıkları tuza yatırıp uzun süre dayanacak şekilde salamura yapma yolunu geliştirir.” Kısacası “La kerrida” (istenince olan şey) kelimesi balıkçının bir şekilde yolunu bulma hikayesidir :)

Hıngal nedir?

Hıngal günümüzde Sivas, Kars, Çorum gibi şehirlerde yapılsa da aslında geçmişi 8000 yıl öncesine dayanan Kafkasların, bir mantı çeşididir. Farklı yörelerde Haluj, gabın, hambal, hingel, hangel, kruze adlarıyla da anılmaktadır. Kafkasların bir boyu olan Avarlar Hıngal’a ”Lezzetli aş/hamur parçaları” demektedir.

Terekemeler ise biçiminden dolayı Kuş Kuyruğu ismini vermişlerdir. Geçmiş zamanlarda Kafkasların yoksulluk nedeniyle ebegümeci, ısırganotu gibi dağlardan topladıkları çeşitli bitkilerle;  yetiştirdikleri binek hayvan olan atlarından güçten düşenlerin, yaşlı olanlarının etlerinden faydalanılarak hıngal için iç hazırladığı bilinmektedir.

Şeklinin büyük olması ve yeniliş biçimiyle mantıdan farklılık gösteren Hıngal geleneksel yeme biçimi olarak suda haşlamanın yanı sıra ayrı kaplarda olacak şekilde yoğurt ve sirkeli su ile servis edilir. Elma sirkesi tercih sebebidir. Hıngal hazırlanan soslara batırılarak yenir. Günümüzde görsel sunuma önem verenler yoğurtlu sosu üstüne ekleyip normal mantı görünümünde de servis ederler.

Hazırlanırken içerisindeki malzemenin dolgun olması ve pişirirken harcının dağılmaması için hamuru ne çok kalın, ne çok ince ”orta” kalınlıkta olacak şekilde açılır. İçerisine kıyma ve soğan koyulararak yapılan iç malzemesinin eklenmesiyle hamura şekil verilir. Ağza atılan Hıngal’ın sert gelmemesi için hamurun üzerine su deliği bırakılırak kaynayan suyun içerisine atılır.

Suda haşlamanın yanı sıra yağda, fırında ve buharda pişirilmesi de diğer altnernatif pişirme metotları arasındadır.

Ufak bir tüyo daha verelim; Hıngal’ın haşlama suyunu değerlendirmek için içerisine yoğurt ve sirkeli su eklenerek ”Hıngal Çorbası” elde edilir.

Bat nedir?

Bat, Tokat ilinin yöresel yemeklerinden biridir. Kimi ilçelerde ”Bad” diye de telaffuz edilir. Hem hazırlanışı kolay hem de bir o kadar lezzetlidir. Görsel sunumunun yanı sıra doyurucu özelliği ile sofraların baş tacı olan bu yemeği, eskiden kadınlar hamamlara, altın günlerine özel olarak hazırlayıp afiyetle yerlermiş. İçerisinde ince bulgur, baklagillerden yeşil mercimek ve yeşil soğan, dereotu, ceviz (isteğe bağlı) ve domates salçası yer alır. Vejeteryanların da gönül rahatlığı ile tüketebileceği türden yüksek proteinli bir yemektir.

Yapılış şekli; yeşil mercimek haşlandıktan sonra sıcak haldeyken içine ince bulgur eklenir ve soğumaya bırakılır. Sonrasında yeşillikler ve diğer malzemeler eklenir, karıştırılarak renkli bir görünüm elde edilir. Hafif sulu olan yemeğe ekmek de bandırılıp yendiği için “Bat” adını buradan almıştır.

Yağ konulmadan yapılan Bat dilerseniz kaşıkla yada eski usül olarak asma yaprağına koyup yuvarlayarak elinizle yiyebilirsiniz.

Tirit nedir?

Tirit, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yapılsa da Karadeniz bölgesinde özellikle Samsun ve civarında yaygın bir yöresel lezzettir. Basitçe Tirit, et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemeğe verilen isimdir. Kaz, ördek, tavuk, inek, koyun eti ile yapılan çeşitleri görülmektedir.  Yörelere göre farklı etler de kullanılabilir.

Samsun’da Kaz Tiridi özellikle öne çıkar ve patenti alınmıştır. Kaz eti, sac yufkası (yoka), pilav birleştirilerek yapılır. Kaz eti kısık ateşte uzun süre pişirilerek yağı çıkarılır. Bu çıkan kaz yağı ile pilav yapılır. Genişçe bir tepsiye önce pilav, sonra kaz eti ve üzerilerine kazın suyu ile ıslatılmış yufka konulur. Tirit kelimesi orijin olarak Farsça’dır.

Orta Asya’da yapılan Beşbarmak yemeği ile de benzerlik gösterir.

“Tiridine bandım.” şarkı sözlerine ilham olmuş olan yemektir.

Ağız kokusuna karşı diş ipi kullanın

Dişlerinizi fırçaladıktan sonra da arasında kalan yemek artıklarının kokuya dönüşmemesi için diş ipi kullanmanız gerekiyor.

Günümüzde oldukça yaygın olan bu sorun, yüzde 90 oranında ağız içi sağlık sorunları da beraberinde getiriyor.

Lingual Ortodonti Uzmanı Dr. Cem Caniklioğlu, "Sindirim sistemi problemleri, solunum yolları ve çeşitli sistematik hastalıklar da ağız kokusu nedenleri arasında bulunuyor" dedi.

Diş ipi kullanın
Dr. Caniklioğlu, ağız kokusunu yüzde 90'ının nedeninin ağız ve diş sağlığı problemleri olduğunu aktarıyor. Canikoğlu bu duruma karşı "Ortodonti tedavisi görenlerin diş fırçası ve diş ipinin yanı sıra, ara yüz fırçası da kullanması gerekiyor, 6 ayda bir diş taşı temizliği yaptırın, ağız ve diş sağlığı muayenelerinizi aksatmayın, sigaradan uzak durun" dedi.