Evlilik hayatında sevgi yeterli midir?

Aşk yazarı Mustafa Çifci, merak edilen soruları cevapladı...

Ailede mutluluğun yolu nereden geçer?

Nerede başlar nerede biter?

Sevmek yeter mi?

Evlilik hayatının düzenli sürmesi için sadece sevmek yetmez. Sevgi bağı tek başına yeterli değildir. Birbirine güvenmek, her şeyi paylaşmak, sır saklamamak zorunludur. Kazanılan paranın harcanmasında ortak karar alınması, birbirinden habersiz harcamaların yapılmaması esastır. Ayrıca eşlerin cinsel yaşamlarının aktif olması,  yatak odalarının renkli olması gerekir. Tatmin edilmeyen cinsellik eşler ne kadar çok birbirlerini sevmiş olsalar da zamanla sorun yaratacaktır. Mutsuz cinsellik ailede huzursuzluğa, endişeye, sinirli ve stresli bir hayata neden olacaktır. Cinsellik, evliliklerde mutluluğa giden en önemli etkendir. Cinsel yönden mutlu olan eşler birbirlerine daha çok bağlıdırlar.

Aralarındaki samimi iletişim yoğunluğu onları daha da bütünleştirir ve yakınlaştırır. Bu sevgi bağı, eşlerin sorunlar karşısında daha çözümcü davranmaya yöneltir. Birbirinin vücudunu tanıyan eşler her birliktelikte erotik bir yolculuğa çıkar, istedikleri gibi davranmaktan çekinip utanmazlar. Bu bir görev değil, hayatın neşesini paylaşmaktır. Ayrıca yapılması gereken bir davranış değil ya da eylem değil, olması gerekendir. Bu paylaşım eksik olduğunda mutsuzluk başlar ve zamanla eşler birbirlerine kaba davranmaya başlar. Ev yaşamında kaba olmak insanın değerini düşürür, kıymetsiz yapar.

Ya kadınlar?
Beklediğini bulamayan, görmek ve yaşamak istediği ilgiyi göremeyen kadın, sinirli, hırçın, geçimsiz hatta çekilmez biri olabilir. Ve gerçek sevgiyi bulan kadın, beklediği ilgiyi gördüğünde tüm ruhunu, tüm duygularını, her şeyini vermeyen hazır hale gelir. Kadın, sevildiğini anladığında elinin değdiği her yerde yaşamın güzelliğini, ruhunun rahatlığını, bu hayatın aslında sadece geçim derdi olmadığını, her günün bir mucize olduğunu gösterebilir, yaşatabilir. Çünkü kadın, hayatın devam etmesinde en önemli etkidir, bu etki doğurganlığında saklıdır. Kendi içinde kendisinden bir hayat vererek yaşamın devamını sağlar.

Sevgiyi biraz daha açabilir miyiz? Sevgi her şeyin çözümü değil midir?
Sevgi, her şeyin başlangıcı, her şeyin olmazsa olmasıdır. Sevgisiz hiçbir şey olmaz. En güçlü dayanma gücümüz sevgidir. Ama sevgi tek başına her şeyin çözümü değildir. Sevgi tek başına güçlü olabilseydi insanlık tarihinde bu gün gözyaşı biter ya da en aza inerdi. Tek acımız, çaresiz kaldığımız hastalıklar ve ölüm olurdu. Böyle bir şey var mı, yok. Çünkü sevginin varlığı olmaz. Sevgi, duygudur. Sevginin adı vardır, kendisi yoktur. Sevginin varlığı ancak insanlar bir araya geldiğinde ortaya çıkar. Tek başına sevmekte yeterli değildir. Sevgi yalnız kaldığında çaresizlik içinde boğulur.

Sevgi, kurtarıcı olabilseydi evlenen herkes mutlu olur, kavgalar, boşanmalar olmazdı. Oysa sevgiyle başlayan evlilikler bir süre sonra düşman bloklarına dönüşebiliyor. Evliliklerde sevgi etkeni, kadın erkeğin birbirine yakınlaşma aracıdır. Evliliğin kendisi sevgi değildir. Ayrıca sevgi değişim hali de değildir. Çünkü sadece insan sevgi duygusuyla karakterini, kişiliğini, huyunu değiştirmesi beklenemez. Evlilik dediğimiz kurumda insanlar kendi yaşamlarını bırakıp başka yaşam tarzlarına girmezler, giremezler, yapılan yada değişen şey iki ayrı hayatın ortak yönlerini bulup ortak paylaşabilmek, kendi benliğinden ödün vermeden fedakarlık yapabilmektir..

Mutlu evlilik için önerileriniz nelerdir?
Evlilik yolu heyecanlıdır. Sadece iki insan değil, aileler, akrabalar ve komşulara kadar uzanan bir çevresi vardır. Senin ailen, benim ailem, benim eski sevdiklerim, senin eski sevgilin, hoşlandığın kişiler, benim ailem seni seviyor, seninkiler beni sevmiyorlar gibi sosyal çevreden son derece etkilenen bir kurumdur. Evlilik tek boyutlu, sadece mantık ya da duygunun değil her ikisinin yaşatılmaya çalışıldığı bir yaşamdır. İletişimsizlik, konuşamamak, paylaşamamak evliliği ve tüm ilişkileri parçalayabilecek güce sahiptir. En çok gereken rol ise karşındakini anlama ve kendini ifade edebilme becerisidir. Hepimiz karşı tarafa mantık ve duygusal dünyamızla tepki veririz. Bunların hiç biri tek başına yeterli değildir. Genelde karar verdiklerimiz her zaman duygusal düşüncelerimizin eyleme dönüşmesinden oluşur. Karşımızdaki insanı anlayabilmek birçok sorunu çözer, ilişkilere yeni bir boyut getirir. İlişkileri bitiren olay, sorunlara karşı gösterdiğimiz tavırlardır.

Mutlu evliliğin sırrı, güç gösterişine girmeden ortak gücün birleştirilmesidir

İlişkiler evlendikten sonra nasıl değişir?
Ruhsal doyum ne kadar büyülü bir rüyaysa evlilik ya da birlikte yaşamakta o kadar gerçektir.

Evliliklerde ya da birlikte yaşamalarda artık gerçek sevgiler devreye girer.

Önemli olan nedir? Önemli olan bir bütünü iyi koruyabilmektir. Mutsuzluk dediğimiz şey bütünün parçalarının eksik yerleştirilmiş olmasından kaynaklanır. Herkes güzel olabilir, herkes güzel giyinebilir, herkes süslenip püslenebilir, temiz, titiz, çok çalışkan, marifetli olabilir. Çalışma hayatında da bu böyledir. İşleri herkes yapabilir. Önemli olan işler kadar insan ilişkilerini yürütebilmektir.

Evliliklerde birlikte paylaşılan her şey sorgulanmaya başlanır.

İlişkileri zorlayan aslında birlikte tüketilen her şeyin birlikte kazanma savaşıdır.

Bu savaş tek taraflı tüketmeye karşıdır.

Eğer bir taraf bir mücadele ile kazanıyor ve diğer taraf bir şey katmadan tüketiyorsa aşk ve sevgi ne kadar derin olursa olsun bitmeye mahkûmdur.

Çünkü sevgili döneminde her şey ne kadar güzel ya da zevkli ise evliliklerde her güzelliğin bir bedeli vardır. Örneğin flört döneminde kırlardaki çiçeklerin kokusu konuşulurken, evlendikten sonra kırlara gitmenin yanında zaman ve yol ücreti sorun olabilir. Çünkü flört döneminde aslında kırlardaki çiçeklerin kokusunu değil, sevgiliyle baş başa kalma, onun kokusunu duyma bahanesidir.

Son söz olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Yaşadığımız her ilişki bize mutsuzluk veriyorsa yanlış bir yoldayız demektir.

BENZER

Evlilik hayatında sevgi yeterli midir?
4/ 5
Oleh